Mescid-i Aksa, bundan 53 yıl önce
21 Ağustos 1969'da fanatik Michael Dennis Rohan tarafından kundaklanarak
yakıldı. Mescidin güney kesimindeki "Kıble Mescidi" olarak bilinen doğu
bölgesinde meydana gelen yangında,caminin 1500 mertekarelik alanı,
aralarında "Selahaddin el-Eyyübi'nin Minberi" olarak bilinen tarihi eser
de olmak üzere tüm eserler yanıp kül oldu, cami çatısı yıkıldı.
Yangının kontrol altına alınması ardından Siyonist rejim yangının
Avusturya asıllı bir turist tarafından çıkarıldığını belirtti;
tutuklanması ardından göstermelik bir mahkemede akıl hastası olduğu
iddia edilerek serbest bırakıldı.
Kudüs'ün doğusunu da işgal eden Filistin'in işgalinin 1967'deki 6 gün
savaşıyla tamamlanmasından bu yana Siyonist yetkililer, Mescid-i Aksa'yı
her zaman yıkmaya çalıştı. Mescid-i Aksa'nın yıkılmasından amaç, yerine
bir mabet yapılmasına zemin hazırlamaktır. Bu konu sürekli aşırı
Siyonistler tarafından izlenirken aşırı Netanyahu kabinesinin gündeminde
yer alıyor.
Yangın uluslararası kınamaya yol açtı. Birleşmiş Milletler Güvenlik
Konseyi 1969'da toplandı ve İsrail rejimini kınayan 271 sayılı kararı
kabul etti.
İşgalci Kudüs rejiminin ve onun Batılı destekçilerinin propagandalarına
aldırış etmeyen İslam ülkelerinde halk, Siyonist rejimin bu eylemine
karşı kitlesel gösteriler düzenledi. İslam dünyasını ve İslam
kutsallarını tehdit eden tehlikelerle mücadele etmek için İslam
hükümetleri de harekete geçerek "İslam Konferansı Teşkilatı"nı kurdular.
Mescid-i Aksa, İslam dininde yüksek kutsallık sayılan ve önem bakımından
Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi'den sonra yer alan bir camidir.
Rivayete göre İslam Peygamberi -sav- oradan miraca çıkmıştır. Kuran'da
Mescid-i Aksa olarak bahsedilen, Mescid-i Aksa'nın tüm külliyesi,
Kubbet-üs-Sahra, Kubbet-üs-Silsile, Mervani Mescidi ve kubbeleri,
mihrapları, yolları, kuyuları, göletler, revaklar ve köprülerin yanı
sıra diğer antik ve eski parçalar. Mescid-i Aksa'nın çatılı kısmı bu
külliyenin güneyinde yer almaktadır. Mescid-i Aksa, ortasında doğrudan
kubbeye ulaşan geniş bir revak bulunan dikdörtgen bir yapıdır.
Siyonist rejim Mescid-i Aksa'nın yıkılmasını stratejik bir hedef olarak
görüyor ve ona zarar vermek için mümkün olan hiç bir fırsatı kaçırmıyor.
Çoğu partinin katılımıyla Netanyahu'nun aşırı hükümetinin kurulmasının
ardından Mescid-i Aksa'ya yönelik tehditler arttı fakat Filistin
halkının uyanıklığı ve Filistin direniş güçlerinin caydırıcılığı, şu ana
kadar bu tehditlerin hayata geçirilmesini engelledi.
Öte yandan Dünya Cami Günü, caminin rolünü ve statüsünü modern haliyle
yeniden canlandırmak için bir fırsattır. Her dinin ve mezhebin
sembolleri ve işaretleri vardır; Son semavi din olan İslam, caminin dış
ve mekânsal sembol ve mezhepler arasındaki konumuna ve kurallarına büyük
önem vermiştir. Nitekim İslam inkılabı lideri Ayetullah Seyyid Ali
Hamenei bu konuda şöyle buyuruyor: Camide İslami kriterler, saf ibadetin
heyecan ve tutkusu, temiz, sağlıklı ve akılcı yaşamın coşkusu ile
birleşmiş ve insan ve toplumu, İslami kriterlere yaklaştırmaktadır.
Cami, kuruluşundan bu yana Resûlullah'ın -sav- risaletini yerine
getirilmesinde önemli bir merkez, gelişmelerin, hizmetlerin kaynağı ve
ilahi mesajların iletildiği bir üs olarak değerlendirilmiştir. Hali
hazırda caminin çeşitli alanlarda kapsamlı faaliyetleri bulunmaktadır ve
bu faaliyetler ve işlevler ne kadar çeşitli olursa, o kadar çekici olur
ve başta gençler olmak üzere toplumun tüm kesimleri tarafından geniş
bir kitle tarafından memnuniyetle karşılanacaktır. Bunun sonucu ise dini
inançların artması, boş zamanların tamamen sağlıklı bir İslami ve dini
ortamda faydalı bir şekilde harcanması, toplum düzeyinde canlılık ve
sosyal katılımın yaratılmasıdır. /
342/